SüKûT-Forum
SüKûT-Forum
Yükleniyor

Ayak-Kabı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Ayak-Kabı Empty Ayak-Kabı

#1 Çarş. 9 Haz. - 12:29

Ayakkabıyı icat eden insan, o kişi her kim ise, eminim tarihte böyle bir
çığır açacağını tahmin etmemiştir. Bu zavallı adam, ormanda ayağına
diken battığı için filan yapmıştır bu buluşu… Ancak o zamandan beri,
ayakkabılar yeni yeni anlamlar kazanarak hadlerini aşmaya
başlamışlardır. Ayakkabıyı bulan adam şimdi dirilse “ben ne yaptım ulan,
kendi ellerimle bir canavar yarattım!” falan derdi herhalde. Tıpkı
Reşat Nuri Güntekin’in dirilip ‘Yaprak Dökümü’ dizisini görse vereceği
tepkinin aynısını gösterirdi yani.

Canım arkadaşlarım, ayakkabıların üzerine yüklenen absürt anlamları ilk
olarak İncil’de gözlemleyebiliriz. İncil’e göre Yahudiler, iş
anlaşmaları yaparken samimiyet gösterisi olsun diye bir sistem
geliştirmişler. Anlaşmanın tarafları, imza atmak yerine birbirlerine
ayakkabılarının tekini veriyorlarmış! Çünkü o zamanlar ayakkabılar
dürüstlüğün ve mülkiyetin sembolüymüş! Günümüz dünyasına uyarlasanıza;
maliyeye gidiyorsunuz ayakkabınızın tekini veriyorsunuz; bankaya
gidiyorsunuz öbür tekini de orada bırakıyorsunuz. Ya da ne bileyim,
evleniyorsunuz, ayakkabınızın tekini nikah memuru alıyor!

Avrupalılar, özellikle İngilizler, birisini yolcu ederken arkasından
ayakkabı atarlarmış. Bu herhalde “tıpış tıpış git, tıpış tıpış gel”
anlamına gelen bir gelenekti. Günümüz Türkiye’sinde aynı işin su ile
yapıldığını gözlemlemek pekala mümkün. (bkz: Su gibi git su gibi gel
yavrımmm)

Yine Avrupalılarda, gelin kızcağız törenden sonra ayakkabısını havaya
fırlatırmış; her kim yakalarsa onun kısmetinin açıldığına inanılırmış.
Ancak kafa yarılmaları ve beyin kanamaları yaşanması üzerine, bu
gelenekte ufak değişiklikler yapılmış. Artık malumunuz, gelin sadece
çiçeğini fırlatıyor havaya, çiçeği kapan da “normal koşullarda
evlenemeyecek kadar gerizekalıyım, belki bu çiçek kara bahtımı açar”
diyerek mutlu oluveriyor!

Peki siz İngilizlerin, gelin arabalarının arkasına bir sürü ayakkabı
bağlamak gibi embesilce bir adetleri olduğunu biliyor musunuz? Biz de
şükür ki böyle bir olay yok!

(Ancak şunu da belirtmeden geçmeyeyim, gelin ayakkabısının altına isim
yazmak bizde de yıllardır süren bir gelenek… Bekar kadınlar bir
ayakkabıdan nasıl medet umuyor, hakikaten şaşıyorum. Bu arada emin
değilim ama bu saçma adeti de batılılardan almış olabiliriz; zira
Araplar filan ciddi adamlardır, böyle saçma işlerle uğraşmazlar
kanımca.)

Sevgili arkadaşlar, ayakkabılar insanlık tarihinde öyle gereksiz bir yer
kaplamıştır ki, İngilizcede “If I were in your shoes (Ayakkabılarının
içinde olsaydım)…” şeklinde bir kalıp bile vardır. Bu deyim Türkçe’de
“Senin yerinde olsaydım…” anlamına gelmektedir.

Bu cümleden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki,
bilinçaltında ‘benlik’ ve ‘ayakkabılar’ eş değer tutuluyor, görmüyor
musunuz? Yani bu cümleyi söylerken, aslında “ayakkabılarını giyerek
senin yerine geçebilirim, çünkü sen ayakkabılarından ibaretsin” demiş
olmuyor muyuz? (Çok mu paranoyakça düşündüm ne!)

Peki ama neden? Ayakkabılar ayağımızı koruyan kaplardan başka bir halt
değildir. Fakat neden ayakkabılar söz konusu olduğunda bir sürü batıl
inanç uydurulur? Ayakkabıdan neden korkuyoruz arkadaşım? Neden anamıza
babamıza duymadığımız saygıyı ayakkabılara karşı duyuyoruz? Neden
ayakkabımız Nike veya Adidas olmayınca insan yerine koyulmuyoruz? Neden
bir karış topuklu giyerek engebeli arazilerde ayakta kalma savaşı
veriyoruz? İşin garibi de bu şekilde seksi göründüğümüzü sanacak kadar
nasıl gaflete düşebiliyoruz?

Ayakkabı ayak kabıdır! Ayağımızı dış etkenlerden koruması için yapılmış
kılıflardır, o kadar! Onlara Adidas ve Nike kisvesi altında 100-1000
lira arasında değişen bedeller ödememize (zira ülkedeki asgari ücret 576
liradır) gerek yoktur!

* * *

İncil’in bir ayetinde, Tanrı “Edom’a ayakkabılarımı fırlattım” buyurur.
Yani yüce Tanrı, Edom’a kızdığını ve artık onu evladı olarak
istemediğini belirtmiştir. Günümüz dünyasında bu, “Bush’a ayakkabımı
fırlattım” ya da “Şimdi ayakkabıyı yersin kafana” cümleleriyle kendini
göstermektedir.

Görüldüğü gibi ayakkabı, her geçen gün güçlenmeye devam etmektedir,
hatta kapital güçleri de arkasına alarak, insanlara karşı bir silah
olarak kullanılmaya başlamaktadır.

Ben bas bas bağırıyorum ama atalarımız bu tehlikeyi çok evvelden
görmüştür aslında. “Dost başa düşman ayağa bakar” sözünü boşuna
dememişler, değil mi? Ben de diyorum ki, eğer ki bundan sonra yüzüme
değil de ayakkabıma bakarsanız, bana gösterdiğiniz ilginin derecesini
ayakkabımın markası belirlerse, çakma markalar giydiğim için beni
eleştirirseniz ya da tam tersi Adidas giydiğim için beni pohpohlamaya
kalkarsanız…

O ayakkabıyı derhal ayağımdan çıkarırım. Sağ elimle sıkıca kavrarım ve
sizi Edom’dan da Bush’dan da beter ederim!
DanieLs
DanieLs
Vatandaş
Vatandaş

Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 09/06/10
Rep Gücü : 207
Rep Puanı : 1
Uyarı : Seviye 1

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

Konuyu Paylaş...
Konu Linkleri
URL:
BBCode:
HTML:
 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz